Cumartesi, Aralık 12, 2009

Bilgi / Özcan Yurdalan


Bir yolcu gördüm,

Ne üstünde gölgesi vardı zamanın, ne de bir işaret taşıyordu yollardan. Çoğu yol erbabının, ne kadar saklamaya çalışsa bile başaramadığı emarelerin herhangi birine rastlanmıyordu bedeninde.

Mesela o yolcuların çoğu, yollarda yaşanmış her şeyi yüzlerinde gösterirler görebilenlere, halbuki o öyle değildi. Hatta gözbebeklerinin arkasında bir yerlere çekilmiş olması gereken kıvılcımlardan bile iz yoktu.

Böyledir. Yollar, yolcunun içinde devam etmeye başlamışsa eğer, rüyalarından geçip hayallerine ulaşıyorsa, önceki yolculuklardan kalan bütün emareler de toplanıp gider, bir kuytuya çekilip orada bekler. Kimseye kendini aşikar etmez.

Ne zaman ki aynı yolun iki yolcusu bir araya gelir, iki su zerresinin buluşması gibi buluşur tek bir damla olurlar. İşte o zaman alazı sönmüş, kıvılcımı geçmiş ne varsa hepsi ortaya çıkar.

Ne bir kelime konuşmak gerekir o vakit, ne tek bir sözü dinlemek ister, birbirlerine bakmaları bile fazladır aslında. Yan yana durur, maviden geçip turuncuya giderler.

Onu gördüğüm zaman, “kendi halinde biri” diye geçmişti içimden.

“Ne yapardın sen yollara düşmeden önce” diye sormuştum, ilk kez karşılaşıyorduk o gün.

“Yolculuk yapardım,” oldu cevabı.

Tekrar sordum aynı soruyu;

“Ne iş yaparsın, marifetin nedir?” diye,

“Yolculuk yaparım en iyisinden, elimden en iyi yolculuk yapmak gelir, başka bir şey bilmem” dedi ve yürüyüp gitti.

Giderken arkasında bir tavus kuyruğu gibi sürüklediği kıvılcımları gördüm. Tek başına gidiyordu.
---
Evrensel Gazetesi ( http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=62015 ) 'nde Özcan Yurdalan / Yolcular İçin El Aynası köşesinde yayınlanan bu yazı, bir yol sevdalısı olarak bendeki çarpıntıları nedeniyle ve sevgili Özcan Yurdalan'ın izniyle burada paylaşılmaktadır.


0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home