Perşembe, Kasım 15, 2007

15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü


Bugün 15 Kasım. Hapisteki Yazarlar Günü. Sadece düşündüler ve yazdılar.
Ve ben hep şunu merak ettim;
Bunca kini küfürü,
Bunca işkenceyi ve ölümü hak edecek
Ne düşündünüz çocuklar?..


M A N Y E T O

aynaya baktım
göz kırptım;
göz kırptım...
ağ attılar üstüme
enseme çivilendi
kefenlendim.

metal tırnaklı pençeler
başladı tırmalamaya
saatlerce yorulmadı.
çocukluğum düştü kucağıma
döküldü tutam tutam
üflediler; dağıldı...

kapılar kapandı
askılandı kemikler
bütün isimler aşındı.
manyetonun arsız takırtısı
paslı ıslak titremeler
mutlak varlık; acıydı!

sulandı soğuk taşlarda
sağır dilsiz yanıtlar
kana tuz katıldı.
hayalar mengenelendi
aç kaldı sorular
sessizlik... sessizlik... sessizlik…

aynaya baktırdılar
göz kırpmaya çabaladım;
göz kırpmaya çabaladı

Hakan İşcen


***** ***** *****


Bugün 15 Kasım. Dünya -Hapisteki Yazarlar Günü...

Tutuklu Yazarlar, ve

Susan Sontag ANISINA....

Onun başkanlığı döneminde ilk kez American Pen
yeryüzünün birçok ülkesindeki tutuklu yazar, şair, ressamların listesini tam ve eksiksiz olarak açıkladı. 1500'LÜ rakamları çoktan gecen tutuklular listesinde şu an haklarında idam kararı verilmiş canlarımız da var. 22 yaşındaki Ressam Delara (KIZ) onlardan sadece bir tanesidir.
Geçtiğimiz ay 3 dergi yazarı Mahabat kentinde idam edildi..

15 Kasım 2007 : bugün!
Tüm Yerküre hapishanelerinde tutuklu bulunan yazar, şair, ressamları
ve Susan Sontag'ı en sıcak duygularımızla anarak,
Dünyanın çeşitli hapishanelerinde sudan sebeplerle tutuklu bulunan tüm yazar, şair, ressamın bir an önce serbest bırakılmalarını istiyoruz, özellikle birçoğu hakkında kesinleşmiş idam hükmünün bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz.

Kendi ülkemizde idam cezası kaldırıldı diye bu insanlık suçunu unutmayalım lütfen ve her platforumda bu cezaya karsı sesimizi yükseltelim.

Borges Defteri
http://www.borgesdefteri.blogspot.com/
.
.

Salı, Kasım 13, 2007

Cana ve Hubli Purana Opera Librettosu - Dr. Ulaş Başar Gezgin

Ulaş Başar Gezgin, bu kez 12. Bölümlük bir Opera Metniyle okurun karşısındadır.
Türkçe olarak kaleme alınan Librettoların tümünü hem nicelik, hem nitelik açısından bir değerlendirmeye tabii tutmaya kalkışırsak, bu alandaki üretim yoksunluğumuz önümüzdeki en büyük engel olarak belirecektir.
Ulaş Başar Gezgin bu Libretto'yu kaleme alırken geniş bir kültür potasına uzanarak, okuru birbirinden coğrafi olarak yakın, uzak ekin kaynaklarinin geçit noktalarında buluşturuyor. Babil Uygarlığı, Zerdüşti kültür birikimi, çok sesli ve renkli Hint ve Asya kültür birikimi 'Cana ve Hubli Purana Opera Librettosu'nun çatısını oluşturuyor.
Dr. Ulas Basar Gezgin, 17.01.2007-01.03.2007
Cana ve Hubli Purana Opera Librettosu Bölüm Başlıkları
İ.Ö. 6. yüzyil, Hasankeyf, Pers egemenliğinde;
Hindistan'da Upanisadlar dönemi,
Buddha'nın yaşadığı yıllar.

1. Parvan: Hasankeyf Parvan: Hasankeyf'te bir karşılaşma
2. Parvan: Ananta Parvan: Upanisad sohbetleri
3. Parvan: Manana Parvan: Cana'nın ayrılışı, Hubli'nin Hasankeyf'te yalniz geçen günleri
4. Parvan: Tigris Parvan: Tigris'e (Dicle) düşüş ve bir içsel nehir yolculuğu
5. Parvan: Samudra Parvan: Hint Okyanusu
6. Parvan: Aranya Parvan: Falcı ana ve Cana
7. Parvan: Punarcanaman Parvan: Cana ve Fil Ga-ga
8. Parvan: Buddha Parvan: Cana'nın Buda'yla görüşmesi
9. Parvan: Himalaya Parvan: Cana'nın 1000 gönüllüyle Everest'e yolculukları
10. Parvan: Avartana Parvan: Cana ve 1000 gönüllünün dönüşü
11. Parvan: Maryada Parvan: Hindistan'da son
12. Parvan: Uzakdiyar Parvan: Uzakdiyar'da 2500 yıl sonra bir karşılaşma
Edinme adresi:
.

Perşembe, Kasım 08, 2007

Yağmurlu Gecelerde Romatizmalı Eş için Söylenen Şarkı - Ulaş Başar Gezgin

Sevmiyorum Vietnam’ın yağmurlarını,
Kocamın dizlerini ağrıtıyor onlar.
Kafaya düşünce acıtıyormuş kar,
Burnu havuçlu imiş kardan adam,
Bir Vietnamlı bilmez ki bunları...

Güneşli günler göreceğiz demiş Nazım Hikmet.
“Motorları maviliklere süreceğiz”
O motor, kara değil deniz motoru idi...
Deniz kaplumbağası, kara kaplumbağası...
Yağmadığı sürece yağmurlar,
Süreriz motoru yollarda süreriz,
Ciğerlerimizde mavi bir deniz havası.

Musonların söndüremediği ateşler vardır,
Ve umut, umudumuz, Esperanto’muz,
Tüm yağmurlarda kuru kalmıştır
Ve elbette kalacaktır...

Sevmiyorum yağmurları! Hayır! Sevmiyorum!
Ner’den bulunur doktor bu cangılda...
Nerededir şimdi Dr. Jivago...
Raskolnikof’un da arkadaşları olmalı,
Tıpta okuyan arkadaşları,
Ama onlar da çok uzakta kaldı...
Çoktan öldü, çoktan, Dang Thuy Tram da,
O ölümünden sonra güncesi yayınlanan Vietnamlı doktor...
Che, o doktor gönül adamı,
Çoktan bırakıp gitti pabuçlarını...
Ovalasam şimdi dizlerini,
Geçer acın, çünkü benim karın ağrılarım da,
Senin dokunuşlarınla geçmişti.

İlacım idi önce önce, aşk mektupların senin,
İlacım idi uzaklarda kocacığım,
Şimdi düşün senin gibi acı çeken
İnsanları, 200 ülkeden...
6800 dil konuşur onlar,
Ama acı çektiler miydi acı,
Hepsinde aynı yüz hatları,
Hepsinde aynı kaygı...

Musonların söndüremediği ateşler vardır,
Ve umut, umudumuz, Esperanto’muz,
Tüm yağmurlarda kuru kalmıştır
Ve elbette kalacaktır...

Kocacığım, ağrırken senin dizlerin,
Tüm acısı, aç gezenlerin,
Kalbimde, dizlerimde, tüm bedenimde...
Senin bedenin, benim bedenim...
Dikkat et kocacığım, dikkat et sağlığına,
Sonra kim babalık eder çocuklarıma...

Çok uzaktayız artık denizden,
Ne dalga kıpırtıları ne yosun kokuları,
Kocacığım dizleri ağrıyan kocacığım,
Güney Çin Denizi’ne giden son balıkçı teknesi de,
Dönmedi geriye.
Balıkçı aileleri, isterlerdi ki,
Bu acı olmasın böğürlerinde,
Onun yerine, ağrısın dizleri...
Kocacığım benim, ben yanındayım,
İşte budur “hastalıkta sağlıkta” dedikleri,
Bu engin cangılda, sağlığı ner’den bulalım,
Diz acısı düştü bize, daha kötü değil ki...
Diz acısı alt tarafı,
Hem de varken, beterin de beteri...

Musonların söndüremediği ateşler vardır,
Ve umut, umudumuz, Esperanto’muz,
Tüm yağmurlarda kuru kalmıştır
Ve elbette kalacaktır...

Ngo Thuy Duyen Gezgin, Vietnamlı ressam, Eylül 2007, Kore
Mektuptan şiirleştiren:
Ngo Ulaş Başar Gezgin, 27 Eylül 2007, Ho Çi Min Kenti, Vietnam



(*) Bu şiir, aşağıdaki şiirden esinlenmiştir:

UYKUSUZ GECELERDE
EŞ İÇİN SÖYLENEN ŞARKI

Uyuyamıyorsun değil mi birtanem?
Havalandırmayı açayım istersen
Ve perdeyi çekeyim senin için.
Öyle dingin ki yüzeyi gölün;
Nefret ediyorum sıcaktan, öyle sıcak ki,
Daha mevsimin başı halbuki.
Yeni döndü yaralı askerler,
Savaş kesmemiş, bir de birahanede dövüştüler.

Uyuyamıyorsun değil mi birtanem?
Yükselecek gibi görünmede azgın taşkını suyun.
Gözünü açmaya başladığında pirinç taneleri,
Dönecek yeşil yeniden, sanki ekinler hiç yitmemişmiş gibi.
Dostluk kurar ırmak, kayıklar ile
Ve severler insanlar, kayıkçı şarkıları söylemeyi.

Hadi uyu tıpış tıpış birtanem, kapatıyorum kapıyı,
Görebilmek için üst kattan,
Alevler içinde mi gerçekten palmiye ormanı
Yakmışmış Vin Fu halkı birçok tepeyi.
Sönmüş gibi görünüyor orman ateşi
Ve rüzgar, bırakmış esmeyi.
Rahatla birtanem, yalnızca rahatla.

Kimin umurunda o aç evsizler
Evsizler ki yemek dilenirler?
Hadi uyu tıpış tıpış birtanem, uyu birtanem!
Dilenir, sonra köylerine dönerler.
Umur dediğin de bir söz değil mi sonuçta
Pirinç bulunmuyor hiçbiryerde, ne var ki elde avuçta.

Geç oldu, canım benim, uyu hadi, uyu sen!
Kısacağım ışığı ben.
Kimdi yakın arkadaşımızın
Ölümünü haber veren sana kimdi?
İnanma, çünkü iletişim ağları kesiktir
Ve mektuplar yerine gitmemektedir.
Hadi canım, uykuya dön, uykuya, uykuya hadi,
Sesi mi sordun; oğlumuz, kabus görmüş, hepsi bu.
Oyuncak silahlarla, çuvallarla oynuyor günboyu,
Haykırıyor yüksek sesli, Kurtuluş Ordusu askeri gibi.
Büyüdüğünde O, on yıl sonrası,
Anımsamayacak oyunlarını.

Xuan Quynh, 1974

Vietnamlı şair
Çeviren: Ulaş Başar Gezgin, 25 Temmuz 2007, Ho Çi Min Kenti, Vietnam


Dr. Ulaş Başar Gezgin Ağsayfası: http://ulas.teori.org/
.

YAĞMURLAR DURUNCA - İlyas Halil


Yağmurlar durunca
Yüzün
Gül bahçemin
Gökyüzü

*

Penceremde
Yağmur.
Yüzümde alıştığım
Nefesin.

*

Çözülmüş
Saçın
Gençliğimin
Uykusuz
Uzun geceleri.

*

Sen
Yağmura
Tutulmamın
Nedeni..

*

Seninle
Çiçekten ağaca yine çiçeğe dönüyoruz.
Bir sabah gül Bir öğle üstü murt.
Her akşam çilekti güzel bir yerin
Bizden güçlu bir sey içimizde..
Birbirimizi aratıyordu.
Armutlar armut seçiyor.
Kiraz renk arıyordu.
Birer birer dizdim ayvayı elmayı murtu şeftaliyi
Yatağıma
Birdik, beraberdik.
Köpüklerin denizde su olduğu gibi.

*

Üç yağmur damlası
Yüzünde

Yüzümle
Silebilir miyim?

*

Unuttuğun
Su birikintisiyim

Kıyında

Seni
Beklerim

*

Sabah karanlığını
İttim
Yastığımın altına

Seni
Uyandırabilir miyim ?.


İlyas Halil
.

Çarşamba, Kasım 07, 2007

ASKIN BIR ANI - İlyas Halil


Yağmur musun?
Sırılsıklam
Oldum
Dokununca sana.

*

O yıl
Nuzhetiye mahallesinde
Aylar
Hep Nisan çiçekli
Mayıs kokulu

Buluklu
Bahceleri
Limondan turunçtan

Gözne yamaçları
Tüm kekik
Rüzgar üfürdü
Seni bana

*

Haziran akşamı
Buluzunun
Çiçekleri
Sedire
Dökülünce
Sıcaktan

Şaşırdım
Merhaba dedim
Yüzüne bakmadan.

*

Üç Haziran
Tuttum elimi
Güzelim
Avucun
Baharın ak gülü.

Ağustosta
Ongün.
Ak üzüm
Salkım salkım salkımların.


İlyas Halil
.