Salı, Ekim 02, 2007

Myanmar (Burma)'da neler oluyor?


İnsan Dünyamızın her köşesinde olduğu gibi, en çok da ayak bastığı coğrafyalardaki olaylarla ilgilenmez mi? Ben de pür dikkat izliyorum. Zira toprağında gezindiğim, aşıyla doyunduğum, suyunu içtiğim, insanları ile sohbet ettiğim -en azından selamlaştığım- bu insanlara karşı kendimi borçlu hissediyorum.

Burma, bugünkü yönetimin verdiği adla Myanmar’da -Dünya’ya oldukça kapalı bu fakir ülkede, ki tüm zenginliği tapınaklarında sergilenmektedir- neler oluyor?

İki yıl önce oradaki izlenimlerime dayanarak söyleyebilirim ki halk askeri yönetiminden oldukça sıkıntılıydı. Demokrasi ve özgürlük istiyordu, fakat fazlaca bir direniş de göster(e)miyordu. Çıkış yolu aradıklarını anlamamak için duyarlı olmak gerekmiyordu.

Halen çalkalanmakta olan bir coğrafya olan kısa bir Balkan gezisi dönüşü televizyonda haberleri açtığımda, Myanmar’da monk ve nunlar (rahip ve rahibeler) baskılara karşı ayaklanmışlar, askeri cunta yönetimi olayı durdurmak için kıyıma varan bastırma uyguluyormuş. Bunun üzerine ABD yetkilileri hemen duruma el koymaya varacak açıklamalar yapıyordu. Şaşkına döndüm. Beki de Şule tapınağı civarında toplanan selamlaştığım, monk, nun ve sohbet ettiğim insanların hayatı tehlikedeydi. Nasıl ki orada yaşayanların hayatlarından endişe içindeysem, ABD’nin de olaya müdahale etmesinden endişe duyuyorum.

Orada bulunduğum sırada konuşabildiğim kişiler ne kadar doğru söylüyordu bilmiyorum ama ABD’nin dünyanın en güçlü tik ormanlarında gözü vardı. Eh, az biraz da olsa petrolleri vardı. Daha da önemlisi Çin’e komşuydular.

Bu durumda halkın haklı talepleri için hareketlenmelerine sevinemiyordum, endişe içindeydim. Bölgeyi tanıyanlardan bilgi almak istiyordum, ama hiç kimsenin ciddi bir bilgisi yoktu. İstanbul’da bulunan bir Burmalı arkadaşla konuştum. O sıralarda henüz ölümler olmamıştı, ailesi iyiydi, o da fazla bir şey bilmiyordu, ya da çekiniyor, söylemek istemiyordu.

Bu sırada e-postama Burma’ya destek için davet mesajları gelmeye başladı. Toplanan imzalar BM’ye sunulacak, askeri cunta yönetiminin baskıyı durdurması istenecekti. İtiraf edeyim ki bu dilekçeleri imzalayamadım. BM ABD’nin denetiminde değil mi? Bugün hangi yaraya merhem olabiliyor, ABD’nin çıkarlarına hizmet etmeyen?

Ne yazık ki pek çok hak gibi demokrasiler, özgürlükler kolay elde edilemiyor. Çok canlar yanıyor, hayatlar sönüyor. Haberlere bakılırsa şu sıralar eylemler bastırılmış gibi; ona varan kayıp, yüzlerce gözaltıyla.

Dilerim bu direnişten Myanmar halkı istedikleri değerleri elde ederek ve daha fazla kayıp vermeden çıkar.
Myanmar fotografları şu adreste:
http://fatmaozdirek.blogcu.com/1148891/
"Sonraki sayfa"ya tıklayarak izleyebilirsiniz.
.

5 Comments:

Anonymous Aslı said...

Fatma Hanım selamlar,
Yazınızı okudum, elinize sağlık. Ben de ciddi altın mağdenleri olduğunu duymuştum Myanmar'da :- tabi, sadece duydum. Yine kısıtlı bilgime, ABD den ziyade, Çin'in bölge üzerinde daha yoğun hayallerinin olduğu da dahil..
Saygılar.

1:36 ÖS  
Blogger Fatma Özdirek said...

Merhabalar,
Altın madenleri hakkında bilgim yoktu. Petrol, doğalgaz ve tik ormanlarını biliyorum.
Değerli taş ve altınlarla süslenen tapınaklara bakınca, bu kadar fakir bir ülkeden bunlar nerden çıkıyor diye düşünüyor insan.
ABD ve AB ülkeleri ki özellikle Fransa petrolleri işletiyor. Özgürlük savaşçısı görünseler de oradaki özgürlükler işlerine gelmez. Başka AB ülkelerinin de bura üzerine hayalleri olduğunu duydum.
Çin'e gelince zaten orada atını serbestçe oynatıyor. Özgür bir halk onun da işine gelmez.
Sizin anlayacağınız en büyük korkum, Balkanlar'da olduğu gibi süper güçlerin labarotuvarı haline gelmesi.
Sevgiler,

1:37 ÖS  
Blogger Hakan K. said...

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Özgürlüklerin (yeni dünya çıkarlarının) savunucusu ABD'nin dünyaya hakim olmak için kendi kaynaklarımızı bize satabildiği heryer onlar için önemlidir. O kadar zengin kaynakları var madem neden dünyanın en fakir ülkelerinden biri onu anlamkta da zorluk çekiyorum her zamanki gibi.. Üstüne üstük birde bu kasırga.. 10000 ölü olduğu gerçekten doğrumu. Ne günahları vardı bu insanların merak ediyorum..

10:11 ÖÖ  
Blogger Fatma Özdirek said...

Açıkçası ben de kesin olarak şu nedenle fakirler diyemeyeceğim.

Bilindiği üzere halkının tamamına yakını Budist ve nüfusun yarısından çoğu da din adamı/kadını. Budistler azla yetinmeye çalışırlar. Bu yetmez gibi çevreden gelen etkiler ve yıllardır askeri yönetimle idare edilmeleri, dünyaya kapalı olmaları, teknolojiye olan uzaklıkları hepsi etken olabilir.

Bundan altı ay önce halkın (daha çok da din adamlarının) demokrasi taleplerine uygulanan baskıda kaybedilen yaşamlar yetmezmiş, şimdi de bu doğa felaketi inanılır gibi değil.

Çok endişeliyim, fakat internet ve telefon bağlantısı nerede ise yok denecek kadar az, elektrik enerjisi bile yeterli olmayan bu ülkeden haber almak bizim gibi sıradan insanlar için çok zor, kaldı ki basının bile yeterli bilgiye sahip olduğunu sanmıyorum.

Bu konu burada birkaç paragrafla anlatılacak gibi değil. İki taraflı bir korku yüreğimi dağlıyor. Diliyorum ölümler daha da artmadan bu duruma kalıcı çözümler bulunabilir.

Saygılar...

5:46 ÖS  
Anonymous Adsız said...

mynmar aslında doğal kaynaklarının yanısıra dogal güzellikleri çok fazla olan bir ülke halkı okadar iyi niyetliki zaten çok fazla baskıya gerek yok büyük çoğunlugu askeri yönetimi ve askeri yapmış olduğu yanlış yönetim ve baskıcı tutumundan dolayı sevmiyor halk ka yokluğu yaşatırken kendilerinin harcama lüksü anlatılır ve anlaşılır gibi değil umarım bu güzel ülkenin tertemiz insanları bir gün bu baskıcı cuntadan kurtulup sivil yönetime geçer ozaman inanıyorumki myanmar dünyanın sayılı güzel ve huzurlu ülkelerinden biri olur o bölgede 5 yıl yaşadım birçok olayları yakından görme şansı yakaladım şu an 3 yıllık evliyim eşim myanmarlı önu ve ordaki insanları tanıdığım için çok mutluyum umarım birgün ordaki insanlarda hak ettikleri huzuru yakalarlar saygılarımla

4:10 ÖS  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home