Pazartesi, Ekim 22, 2007

Bumerang


Öfke öyle bir kordur ki,
ö(e)nü(i)nde sonunda
içinde taşıyanı da
kül eder...


.

Perşembe, Ekim 18, 2007

İlyas Halil'den göçen dosta...


DOĞAN AKÇA DOSTUM,

Düne kadar Doğan Akça’yı anınca içimde Yedi cücelerin yaşadığı oyuncak köy belirirdi. Bir elin cüceler masalını kukla oynattığını görürdüm. Doğan fırçasından Mersin’i bir çocuk gözü ile tekrar yaşardım.
Doğanla konuşurken dünyamız gençlik dünyası idi, Gençtik genç Mersindeydim.
Aydınlık yıllarım uyanırdı. Doğanin naif desenlerinde cocuklaşmış bir kent, solmuş renklerinde Mersin’in geçmiş bayram havasını hayal meyal hissederdim.
Doğanın Mersini, güzel bir yanımdı içimde. Gece yorgunluğunu alan. Uyutan beni.
Yazılarını okuyunca. Doğanda buldugum Mersin değil bir çocuk parkı. Doğanın fırçasından çıkmış.
Hani o günlerin Mersini az insanın farkına vardığı aşk dolu bir aşk kenti idi. Aşıklar parkıydı.
Aşık değilsen belediye zabıta memurları kolundan bacağından tutar seni karga tulumba şehir dışına atarlardı.
Fizana sürerlerdi seni.
.......Sevecektin:
.......Nedenini nasılını bilmeden
.......Kimi ne zaman olduğunu öğrenmeden
.......Sabahları, sabah koparılmış cikriz incirlerini
.......Öğlenleri dut ağacının serin gölgesini.
Akşam üstü, göğüs akı, ak yasemin kokularını. Gecelerini şiir dinler gibi kadınlarını. Sevecektin rüzgar esince Güneş Sinemasının önünde bir etek üfürünce. Dizinden kim olduğunu bilecektin. Fesleğeni kokusundan tanıdığın gibi.
*
Sevgili Doğan’ın göç haberini alınca içimde üzgün bir aydınlık. Yedi cüceler masal günlerimizden gençlik yaşantısı, Gençliğimin doyumsuz hafifliği.
Sevgili Doğan Akça bildiğimiz Mersine ak köpüklerin kıyısında Akkahvesine gitti dedim.
Güzel çocuk Doğan dost bize Akkahvede bir masa ayır. Celal Çumralıyı Haşmeti Akalı görürsen selam söyle. Birazdan saat beş olacak teker teker dostlar ağır ağır ayaklarını sürçerek Nuri Abacın yazıhanesinde toplanacağız. Osman Özeren geç kalır belki hızlı yuremiyorum diyor, bu sıra. Nuriyi belki yazıhanede bulamayız dedim. Dün eşi Suna hanımla konuşunca yorgun demisti.
Uray caddesini yirmi dakikada yürürdük şimdi çok uzun sürercek yürüyüşümüz.
Beklemekten usanma. Eski dostların yakında Akkahvedeyiz yanındayız. Saat beş olunca şiir okuyacagiz.
*
Mersini küçük kahve fincanında yudum yudum içtiğim kokusu içime sindirdiğim gençlik yıllarımdayım şimdi. Sevmek kolay şeydi o gunler.
Doğan dost bu kez Mersini bize sen süsle renklerinle. Bir Mersin boya. Mersinde bir yaz gecesi bul. Beyaz olsun. Yasemin kokusundan. Rüzgarlı Kasım sabahı olsun. denizin bittiği yerde pamuk balyası yırtılmış olsun. Kopuk kopuk pamuk. bir sevgilin olsun Eşinin adını alsın. Yazdığın şiirleri martılar duysun.
*
Mersin güzel mavi. Denizin mavisi Doğanın gök mavisi. Sabaha gökyüzüne başka mavi sürersin biliyorum.
Doğan. Başka bir mavi bulursun sevdiğin kente. Haberi duyduğum gün Mersinin göğü kır menekşe mavisiydi. Son boyadığın renk olmalı sevgili dost.
*
Mersindeyiz. Yıl 1954 ile 1957 arası bir yıl. O günler gün değildi sanki, mangalda yakılan portakal kabuk kokusu idi, duman yükseliyor. Sonra söken güneşle gece yok olmuyor anılara yerleşiyordu.
Şimdi çok uzak bir ülkede aynı koku içimde. Bir dostu. Aydın yaşantımızı anımsıyorum.

İlyas Halil


Doğan Akça resimlerinin izinle alındığı adres:
http://www.bakrac.com/web/resim_sergisi_dogan_akca.htm
.

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Islık Çaldı Sessizlik / Nurhayat Varol



Yaşama başlarkan atılan ilk çığlıktan farkı yoktur ilk kitabın. İlk adım, ilk söz benzer birbirine, daima daha iyiye gebe.

12 Eylül 1980 darbesinin lekelerine
............................."Islık Çaldı Sessizlik"
.

Salı, Ekim 02, 2007

Myanmar (Burma)'da neler oluyor?


İnsan Dünyamızın her köşesinde olduğu gibi, en çok da ayak bastığı coğrafyalardaki olaylarla ilgilenmez mi? Ben de pür dikkat izliyorum. Zira toprağında gezindiğim, aşıyla doyunduğum, suyunu içtiğim, insanları ile sohbet ettiğim -en azından selamlaştığım- bu insanlara karşı kendimi borçlu hissediyorum.

Burma, bugünkü yönetimin verdiği adla Myanmar’da -Dünya’ya oldukça kapalı bu fakir ülkede, ki tüm zenginliği tapınaklarında sergilenmektedir- neler oluyor?

İki yıl önce oradaki izlenimlerime dayanarak söyleyebilirim ki halk askeri yönetiminden oldukça sıkıntılıydı. Demokrasi ve özgürlük istiyordu, fakat fazlaca bir direniş de göster(e)miyordu. Çıkış yolu aradıklarını anlamamak için duyarlı olmak gerekmiyordu.

Halen çalkalanmakta olan bir coğrafya olan kısa bir Balkan gezisi dönüşü televizyonda haberleri açtığımda, Myanmar’da monk ve nunlar (rahip ve rahibeler) baskılara karşı ayaklanmışlar, askeri cunta yönetimi olayı durdurmak için kıyıma varan bastırma uyguluyormuş. Bunun üzerine ABD yetkilileri hemen duruma el koymaya varacak açıklamalar yapıyordu. Şaşkına döndüm. Beki de Şule tapınağı civarında toplanan selamlaştığım, monk, nun ve sohbet ettiğim insanların hayatı tehlikedeydi. Nasıl ki orada yaşayanların hayatlarından endişe içindeysem, ABD’nin de olaya müdahale etmesinden endişe duyuyorum.

Orada bulunduğum sırada konuşabildiğim kişiler ne kadar doğru söylüyordu bilmiyorum ama ABD’nin dünyanın en güçlü tik ormanlarında gözü vardı. Eh, az biraz da olsa petrolleri vardı. Daha da önemlisi Çin’e komşuydular.

Bu durumda halkın haklı talepleri için hareketlenmelerine sevinemiyordum, endişe içindeydim. Bölgeyi tanıyanlardan bilgi almak istiyordum, ama hiç kimsenin ciddi bir bilgisi yoktu. İstanbul’da bulunan bir Burmalı arkadaşla konuştum. O sıralarda henüz ölümler olmamıştı, ailesi iyiydi, o da fazla bir şey bilmiyordu, ya da çekiniyor, söylemek istemiyordu.

Bu sırada e-postama Burma’ya destek için davet mesajları gelmeye başladı. Toplanan imzalar BM’ye sunulacak, askeri cunta yönetiminin baskıyı durdurması istenecekti. İtiraf edeyim ki bu dilekçeleri imzalayamadım. BM ABD’nin denetiminde değil mi? Bugün hangi yaraya merhem olabiliyor, ABD’nin çıkarlarına hizmet etmeyen?

Ne yazık ki pek çok hak gibi demokrasiler, özgürlükler kolay elde edilemiyor. Çok canlar yanıyor, hayatlar sönüyor. Haberlere bakılırsa şu sıralar eylemler bastırılmış gibi; ona varan kayıp, yüzlerce gözaltıyla.

Dilerim bu direnişten Myanmar halkı istedikleri değerleri elde ederek ve daha fazla kayıp vermeden çıkar.
Myanmar fotografları şu adreste:
http://fatmaozdirek.blogcu.com/1148891/
"Sonraki sayfa"ya tıklayarak izleyebilirsiniz.
.