Perşembe, Ekim 12, 2006

Ben(lik)
















İçimde bir yengeç var.
.........................
Hiçbirşeyi unutmuyor olmalı – o, benim bengi belleğim...
.........................
Benden de eylem istiyor; oysa ben, onunla uğraşmaktan, eylemde bulunamıyorum. Ben eylemde bulunmağa hazır olduğumda da, o bunu istemiyor.
Belki, tam da bana bir şeyler yaptırmağa çalışmasından dolayı, benim birşeyler yapmama engel oluyor.
........................
Yoksa, korkutmuyor mu ölüm onu?
(Bir seferinde, iki arkadaşımla birlikte, rastlantıyla, bir vapurdaydık, üst-arka sahanlıkta oturuyorduk. İskeleye yanaşırken, bir başka vapur hızla üstümüze gelmeğe başladı – herkes ayağa fırlayıp oraya-buraya kaçıştı: Arkadaşlarımdan biri kapağı içeriye atarken, öteki de ayağa fırladı, ama, dönüp, bana bakıp; hiç kıpırdanmadan, sakin bir ifadeyle, yaklaşmakta olan vapuru seyrettiğimi görünce, hafifçe kızardı, ve, ani bir kararlılıkla, geri, yanıma, oturdu. Ben, birşeyler söyleme gerekliği duyup, “Bu gibi durumlarda kaçmak hiçbir işe yaramaz” gibilerinden bir şey söyledim. O sustu. Biraz sonra –tehlike atlatılmıştı– öteki de, içeriden, utanç içinde döndü.
- Sonradan düşündüm: o kadar sakin olmamı sağlayan neydi? Ölüm korkusu mu yoktu bende – yoksa, tersi: hoşuma mı giderdi, ölüme seyrede seyrede gitmek?...)
Bilmiyorum.
........................
Bu ne kadar sürebilir?
- Dediğim gibi, beni sonunda ölüme (ölümüme; ölümüne – ölümümüze) götüreceği, belli; peki, ya öncesi?
Hiç belli değil.

Oruç Aruoba: benlik / YENGEÇ’ten

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home