Çarşamba, Nisan 05, 2006

Yolculuk *)

Elden ayaktan düşmüş iki yaşlı oturmuş sohbet ediyorlarmış. Biri diğerine “Ah ah... İnsanoğlu kuş misali. Biraz önce şu yataktaydım, şimdi bu koltuğa geçtim.” demiş.

Yolculuk, ne çok şey anlatan bir sözcük. Beraberinde gidiş-gelişi, yolu-yoldaşı da çağrıştırır.

Bir araç ile ya da yürüyerek yapılanlar yolculuklar... Bunu geçmeli... Buna seyahat ya da gezip görmek demek daha uygun olur.

Asıl yolculuk, iç yolculuklardır ki sürekli gidilir, dur durak bilmez ve çoğunlukla bir menzile varılmadığı gibi geri dönüşü de olmaz, ama herkes tarafından yapılır/yapılabilir.

Tutkulu biz gezgin olarak sıklıkla yollardayım, hiç durmaksızın yaşadığım ise yolculuklar. Yollarda olduğum zamanlarda da yolculuklar benimledir; her an, her yerde. Diyelim ki ben en çok sevdiğim şehirlerden biri Prag’da Vlata nehrinin kenarında oturmuş sigara içiyor, kitap okuyor, fotograf çekiyor, günbatımını izliyor ya da yürüyorumdur. Oysa benim yolculuğum o anda ya İstanbul Boğazın’da ya da İsfahan’ın Zayenderud nehrinde sürmekte, bazen de tersi olmaktadır.

Bir arkadaş bana “Yapamadığım yolculukları masa başında yaşıyorum.” der. Masa başında yolculuk!.. Ben biliyorum ki O, o sırada benim gezdiğim ülkelerde, şehirlerde, dağlarda göremediğim detayları görüyor, belki de benim varamadığım yerlere varıyordur.

Bir sözcük, şiir, öykü, roman, fotograf, resim, heykel, müzik, yazı, kuş, simge, imge insanı içine alır da öyle bir yolculuğa çıkarır ki, Aragon’un dizelerini biraz değiştirerek söylersek, o anda “ya içindesinizdir zamanın ya da dışında” ama bir yolculuktasınızdır.

Gönülden gönüle olan yollar da vardır ki bu yollarda da yolculuklar sürer gider. Bu yolculukta yolcular bazen karşılaşır yoldaş olurlar, ya da hiç karşılaşmaz gönüldaş kalırlar.

Gerçeküstücülüğü türkülerimizde dillendiren Kastamonulu ozan ne demiş “Manda yuva yaşmış söğüt dalına, yavrusunu sinek gaptı gördün mü?” Öyle bir an olur ki insan iç yolculuğunda o yuvayı da sineğin kaptığı yavruyu da görüverir.

İşte yolculuklar benim için böyle bir şeydir... Hem gerçektir hem de gerçeküstü... Yoğu var yapar, varı yok... Oluru olmaz yapar, olmazı olur... Ne para ister, ne pul... Bazen yorar, bazen dinlendirir... Ama sürekli götürür. Her zaman ve koşulda yolculuk sürer gider...

İstanbul, 20.10.2005 - Fatma Özdirek

________________
*) SiZedebiyat’ın Yolculuk’u işlediği hafta için bir deneme.

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home