Pazartesi, Nisan 10, 2006

Tik Ağacı öyküsüyle merhaba...













Tik ağaçları diyarından -Myanmar (Burma) ve Laos’dan- döndüm. Bir doğa tutkunu olarak Myanmar (Burma) ve Laos’un diğer özelliklerine şimdilik değinmeyip sadece; uzun boylu, kalın gövdeli, çok iri yapraklı tik ağacının öyküsüyle sizleri selamlıyorum.

Sevgi ve saygılarımla,

Fatma Özdirek


Tik Ağacı (Teak tree / Tectona Grandis)

“Hamdım, piştim, yandım” demiş Mevlana. Bir insanın hamken pişip yanarak varması gerektiği noktanın süresi hiçbir zaman belirli değildir. Oysa oralarda öğrendiğime göre tik ağacının hamken pişip yanması için doksandokuz değil mutlaka yüz yıla gereksinimi varmış.

Kaynaklar tik ağacı için “Göbek odunlu, dış odun dar; ilkbahar dokusundaki gözenekleri iri, tek sıralı çember, sonbahar dokusundaki gözenekleri orta büyüklükte ve dağınık düzeyde; kesit yüzeylerindeki gözenekleri iri ve belirli; öz ışınları görünür; yağlı bir yapısı olup, damarları genellikle aynı çizgilerden oluşur. Dış odun gri, iç odun sarımsı açık kahverengi olup, iç odunu açık havada ve kendiliğinden koyulaşıp koyu kahverengi olur. Sert ve sıkı yapılı, esnek bir ağaçtır. Vurulma, ezilme, sürtünme gibi fizik etkilere karşı dayanıklı, az çeker, çabuk kalınlaşır, suyu adeta iter, böcek ve mikroorganizmalar tarafından kolay yıkımlanmaz, zor verniklenir, hava kurusu özgül ağırlığı yaklaşık 0,66 gr/cm3’dür.” diyor.

Çok dayanıklı bir ağaç olduğu için pek çok yerde kullanılan bu değerli ağaca Myanmar ve Laos’un pek çok bölgesinde rastlamak mümkün. Öyle ki, dünyanın tüm doğal zenginliklerine göz diken ABD’nin, konuştuğum kişilere göre yalnızca bu değerli ağaç yüzünden bile oralarda gözü var.

İnsanlar, yaşam, altın ve değerli taşlarla kaplı tapınaklardan fırsat bulup, özellikle yollarda olduğum zaman bu bölgenin ağaç ve bitki türüyle ilgileniyorum. Bilmediğim o kadar çok bitki ve ağaç türü var ki yeni olan her şey ilgimi çekiyor.

Bu kez dağlara çıkamadım. Myanmar’da doğru dürüst yol bulmanız zor, ama kıraç bir bölgede olsanız bile patika, ham yol (stabilize) ya da yeni yeni açılmakta olan geniş otoyolların kenarlarında mutlaka düşsel tüneller oluşturmuş devasa ağaçlar var. Bazı bölgelerde bunlardan biri de tik ağaçları.

Tik ağaçlarını doğada görmeden önce bu bozuk yollardaki devasa kamyonlarda devasa kütükler olarak gördüm. En incesinin çapı kırk santimin üzerinde. Dış görünümü hiç de düzgün olmayan, çoğunun içi de oyuk olan ağaçlar. İnsanı bu şekilsiz kütükler mi bu kadar dayanıklı diye düşündürüyor.

Ve nihayet yol kenarlarında rastladım, yeni dikilmişinden devasasına. Kocaman yapraklarıyla diğer ağaçlardan ayrılıyor. Görünümü çirkince bir şey. Ama siz benim çirkince dediğime bakmayın bu bizim Şirince’nin öyküsüne benziyor. Eminim ki onlar da yağmur zamanı tozdan arınınca şirince bir şey oluyorlar.

Ve yüzyıllık bir ömürle hamken pişip yanıyor insanoğlu için çok önemli bir zenginlik kaynağı oluşturuyorlar. İnsanlar onu gemi, köprü, konut, mobilya, fıçı, tabak, çanak, kaplama malzemesi ve dahi diğerleri, anımsayamadığım onlarca ürünün ana maddesi olarak kullanıyor ve onun dayanıklılığı sayesinde uzun bir süre bu ürünleri kullanmanın keyfini sürüyorlar.

İstanbul, 30.11.2005 – Fatma Özdirek

1 Comments:

Blogger BuHiCiK said...

Harika bir yazı olmuş.

Bende tik ağacı ithalatı yapıyorum. Gerçekten çok dirençli bir ağac türüdür.
www.tikagaci.com

4:51 ÖS  

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home