Çarşamba, Nisan 05, 2006

Öteki














Bugün yoğun bir iş yok, oysa dert çoktu... Çalışma saati bitti dışarı çıktık ben ve öteki... Onunla ne zamandan beri birlikteyiz bilmiyorum... Belki de kırk yıldır. Tek bildiğim hiç susmadığı, bir de hep bene/bana karşı olduğu...

Bu böyle olmalıydı şöyle oldu... Bunu yapmalıydım yap(a)madım... Bu düşünce yanlış... Bu eylem yanlış... Annemi biri(leri) üzmüş. Nasıl üzer, on(lar)a haddini bildirmeliyim... Çocukların okulu, ihtiyaçları, gelecekleri, problemleri... Aylardır düzeltmeyi beceremediğim elli sayfalık yazı, takmışım buna kafayı... Beni sevdiğim üzmüş, susmuşum; ama düşünmeden duramıyorum, acı veriyor... Daha neler de neler...

O, her zamanki gibi ya çok düşünme diyor, ya karşı bir düşünce üretiyor, ya da düşündüğünü yap rahatla... Oysa ben, düşün düşün düşün...

Ötekiyle konuşurken yoldan karşıya geçmek üzereydim ki bir araba değip geçti. Korktum.
- Ben sana bu kadar düşünme demedim mi? Düşünmekten önünü göremiyorsun. Hem niye korktun ki, daima ölmeyi istiyor; ölsem, her şeyden kurtulsam, ne iyi olur demiyor muydun?
- Öf... Git başımdan! İstiyorum istemesine de, araba çarpınca yalnızca öldürmez ki, ya ayağımı ezseydi, yürüyemeseydim! Ayrıca hemen şimdi istemiyorum. Önce bitirmeliyim elli sayfalık düzeltil(e)memiş yazıyı. Çözmeliyim annemin, çocukların, ülkemin, dünyanın sorunlarını...
Güldü!
- Daha sen sigara sorununu çözemedin, ner(e)de dünyanın sorunlarını çözmek?
- Öf!.. Bıktım senden, git başımdan.
- Ah!.. Ben de başında kalmak için can atıyorum sanki. Çağırdığın gibi gönderebilirsin de beni.
- Başaramıyorum.
- İstersen başarabilirsin.
- İstediğimi biliyorsun.
- Ben nerden bileyim senin ne istediğini.
- Sen bilmeyeceksin de kim bilecek?
- Sen var ya sen, ben senden bıktım. Sen hiç susmaz mısın?
- Sen benim suskunluğumu da biliyorsun, çağırmadığında gelmediğimi de.
- Senden kurtulacak bir yöntem biliyorum. Hani boz ada gezisinde bir hatun gelmişti ya yanıma, o bana bir yöntem önermişti, meditasyon.
- Sen meditasyonun anlamını biliyor musun?
- Evet o anda hiçbir şey düşünmeme eylemi.
- Sözlük anlamı ne?
- Sözlükte ne yazıyor bilmiyorum.
TDK Sözlüğünü açtım.
- Kayıtlı değil.
TDK-Sözlük internet sayfası!
- Hay Allah! Açılmıyor.
Hemen İngilizce sözlüğü açtım.
“Meditation: Düşünceye dalma; düşünme eylemi.” yazıyor.
- Demek ki senin bildiğin anlamı içermiyormuş.
- Öf.. Nasıl olur ya! Ben zaten düşünüyorum. En iyisi tüm abuk sabuklukların yazıldığı ekşisözlük’e de bir göz atayım.

- Oh... Sonunda buldum! Okuyorum:

“meditasyon: düşüncesiz farkındalık... dikkatin düşüncesiz konumda olduğu bilinçlilik hali... şimdiki zamanın farkına varılmasına, iç huzura ulaşmanıza yardımcı olur... nasıl yapılır? Yemek tarifi gibi olucak ama hadi bakalım... rahat bi şekilde oturulur (toprak vibrasyonundan faydalanılması tavsiye olunur) eller dizin üstünde avuçlar yukarıya doğru açık ve ne hissedildiğini gözlemler bi vaziyette içinden mantralar söyleyerek... ideal konum tamamıyla bağımsız, açık ve rahat olmaktır. Meditasyonun yarım saat bi saat vs. gibi bir kısıtlaması yoktur, genelde 10-15 dakika sürer...” Rumuz: sebze

“zihni düşüncelerden arındırma veya zihinsel enerjiyi bir noktaya yoğunlaştırma gibi yöntemlerle, ruhsal sorunların çözülmesi, başarı oranının arttırılması...” Rumuz: abani

“kendini kandırma sanatı.” Rumuz: katil balina

“aydınlanmaya giden yol.” Rumuz: aura

“meditasyon kelimesinin asıl karşıtı bhavana’dır... bhavana zihinsel kültür, zihinsel gelişim, zihinsel evrim demektir...” Rumuz: plastic surgery disaster

“iki düşünce arasındaki zaman.” Rumuz: casa mila

“mümkün değil bu kafayı boşaltamadığım için beceremediğim iş... benim için imkansız...” rumuz: sufle

“TDK’daki anlamı dalınç olan kelime... Arapça’dan dilimize geçmiş versiyonu ise istiğrak.” Rumuz: kahkaha

- Ayy! Kafam iyice karıştı. Senden kurtulmak için en iyisi uyumak.
- Uyuyunca kurtuluyor musun benden? Rüyalarında ne(ler) oluyor?
- Bulacağım senden kurtuluşun yolunu. Böyle devamlı seninle olmaya dayanamıyorum.

Ben... Öteki... Öteki ben... Öteki biz... Ben... Öteki... Ben... Öteki... Ben... Öteki...

- Ahh!..... Nerdesin!
- Ne oldu? Buradayım.
- Başıma bir şey düştü. Acıdan bir an senin varlığını unuttum.
- Nasılmış bensizlik?
- Dengesizlikmiş, tek bakışmış, tek duyuşmuş; kısaca densizlikmiş.
- Şimdi benim için ne düşünüyorsun?
- Seninle doğmamış olabilirim; ama alzheimer falan filan olmadan seninle ölmeliyim.


İstanbul, 21.09.2005 – Fatma Özdirek

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home