Çarşamba, Nisan 05, 2006

Karadeniz'in Kıyıcığından -3-

Bizim Köyde Hıdrellez


Hıdrellez... Hızır ile İlyas’dan alır adını... Kışın bitip baharın başlamasıdır ayrıca...

Hızır Aleyhisselam karada, İlyas Aleyhisselam denizde yardıma muhtaç olanlara yardım eden erenler... Her 6 mayısta bir gül ağacının altında buluşurlarmış...

Balkanlar’dan Altaylar’a kadar farklı adlarda, şekillerde kutlanır..

Bizim köyde bu buluşmanın anısına bugün öğleye kadar kadınlar çarşaf börekleri yaptı... Otlu, peynirli, mantarlı, soğanlı, etli.. Bunlar sepetlere, tepsilere dolduruldu... Yanına ayran ya da termosta çaylar... Çocuklar için yumurta boyamayı da unutmadılar... Kimi kırdan topladığı lacivert çiçekli dedebölük (karga soğanı), kimi soğan kabuğu attıkları suda kaynatarak boyadı yumurtaları... Bazı çocuklar da boya kalemleri ve kendi el becerileriyle desenlediler yumurtaları...

Öğle namazından sonra kadın, erkek, çoluk çocuk traktör kasalarına, arabalara doluşarak ya da yürüyerek Dobra’ya gidildi. Dobra adını burada gömütü bulunan Dobra Dede hazretlerinden (1627-1700) alır. Türkiye’nin denize yakın çöl görünümlü tek bölgesidir. Denizden sonra yükselen kıyılarda, Karadeniz’den gelen rüzgarın etkisiyle kumda çölümsü doku oluşur. Çevredeki tek tük bitkiler renklendirir burayı. Bir yanınız deniz, diğer yanınız yemyeşil orman, küçük bir alan çöl görünümündedir. Manzara insana adeta “al gözüm seyreyle” der.

Çocuklar her zaman olduğu gibi bekleyemez töreni, yumurtalarını yarıştırırlar kumul tepelerinden aşağı... Kiminki hızlı gidecek, kiminki daha çok yol alacak, kiminki kimin yumurtasını kıracak?... Onların buradaki oyun senaryosu yıllardır aynıdır...

Erkekler Dobra Dede Hazretlerinin yanında, kadınlar her zaman olduğu gibi daha uzakta, arkada yerlerini aldılar...

Hocanın Yasini Şerifi okumasıyla başladı tören, ilahilerle renklenip, Mevlidi Şerif ile yaşlandı gözler, eller göğe açıldı ve dualarla umutlandı yürekler... Biraz ilerideki çayırlıkta börekler ayran ve çaylarla yenilerek, sohbetler edildi... Tören yemek ve hayır duaları ile tamamlanıp evlere dönüldü.

Bu yıl böyle kutlandı bizim köyde hıdrellez. Oysa eskiden böyle miydi?

Bir gün öncesinden bütün köylüden toplanan niyetlenmiş yüzükler bakır ya da toprak bir kaba konup bir gül ağacı altına bırakılırdı, dileklerinin Aleyhisselam hazretlerince yerine getirecekleri umuduyla... Evler üç gün süpürülmez, üç gün yıkanılmazdı... Hayvan sahipleri üç gün hıdrellez sütü dağıtırlardı... Yine bir kaba toplanan maniler gül ağacı altında gece bekletilir, ertesi gün Dobra’da açılıp okunurdu... En önemlisi de yağmur duası ile tören bitirilirdi.

Peki bunlar bugün neden yapılmıyor? Çünkü çağlar, inanışlar, doğa, alışkanlıklar değişiyor.

İnananlara kutlu olsun...

İstanbul, 06.05.2005 – Fatma Özdirek

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home